ABD ve İsveç’e Soykırım Tepkisi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni İddialarının İsveç ve ABD’de kabul edilmesine ilişkin “Ne ABD’nin, ne İsveç’in yüzyıla yakın zaman önce cereyan etmiş bu olaylarla doğrudan bir ilgisi var. Ortada olayı delilleriyle açıklığa kavuşturan, yetkin ve objektif bir bilimsel çalışma var mı? O da yok! Peki, neye göre karar veriyor bu insanlar? Kendilerinin ya da partilerinin iç ya da dış politika menfaatlerine göre” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Ulusa Sesleniş programında, Çanakkale Deniz Zaferine ilişkin, “Bu yılın 18 Mart’ında yine Çanakkale’de, 73 milyon insanımızı temsilen şehitlerimizin huzurundaydık. Çanakkale ruhu, bizim ne kadar zengin, ne kadar güçlü bir millet olduğumuzun, çeşitliliklerimiz içinde nasıl bir ve beraber yaşadığımızın da bir nişanesi aynı zamanda… Ülkemizi layık olduğu yüksek medeniyet seviyelerine taşımak, 95 yıl önce vatanlarını, milletlerini, medeniyetlerini cansiperane biçimde savunan kahraman ecdadımıza borcumuzdur” dedi. 1915 olaylarına ilişkin Ermeni İddialarının İsveç ve ABD’de kabul edilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin öteden beri tarihin tarihçilere bırakılması gerektiğini, meselelerin hallinde tarihe düşen hakemlik konumunun özenle korunmasını savunan bir ülke olduğunu ifade etti. Erdoğan şunları kaydetti:

“Tarihin milletlere çok şey öğrettiği, bir vakıadır. Geçmişte yaşananlardan alınacak dersler, geleceğin doğru temeller üzerinde inşa edilmesine büyük katkılar sağlar. Ancak tarihe doğru bakmak, geçmişi hakkıyla değerlendirmek, bunu yapacak ehliyete sahip olmak da çok önemlidir. Tarihi bir kere politikanın malzemesi haline getirirseniz, hakikate bir daha ulaşamayabilirsiniz. Türkiye öteden beri tarihin tarihçilere bırakılması gerektiğini, meselelerin hallinde tarihe düşen hakemlik konumunun özenle korunmasını savunan bir ülke olmuştur. Hükümet olarak bu gerçekten hareketle ilk günden beri ilkeli ve kararlı bir stratejik plan çerçevesinde hareket ediyoruz. Tarihi gerçeklerin ortaya çıkarılmasının gereğine sonuna kadar inanıyor, ancak bunun objektif bir zeminde, işin erbabınca ve somut deliller ışığında gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Türkiye’nin ne yakın, ne uzak geçmişinde komplekse kapılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığına inancımız tamdır. Bu nedenle tarihin adil hakemliğine herkesten çok ülke olarak biz açığız. Geçmişte yaşanıp da karanlıkta kalan ne varsa aydınlansın, herkes elindeki delilleri masaya koysun, herkes eteğindekini döksün, tarihçiler bu malzemeyi objektif biçimde değerlendirerek durumu açıklığa kavuştursun diyoruz. Bu tabloya engel teşkil edecek hiçbir ön şart da ortaya koymuyoruz. Aksine bütün bu çalışmalara zemin hazırlayacak diyalog zeminini oluşturmak için ilk adımları da biz atıyoruz. Buna karşılık maalesef, üçüncü ülkelerde yürütülen birtakım lobi faaliyetleri neticesinde her yıl pişirilen bu temcit pilavı yeniden önümüze getiriliyor. Bu tablonun ne diplomatik nezaketle, ne hakkaniyetle, ne adaletle bağdaşır bir yanı yoktur. Bakınız yüzyıla yakın bir zaman önce yaşanmış, tahkike, incelemeye, belgelendirilmeye muhtaç olaylardan söz ediyoruz. Ne ABD’nin, ne İsveç’in yüzyıla yakın zaman önce cereyan etmiş bu olaylarla doğrudan bir ilgisi var. Ortada olayı delilleriyle açıklığa kavuşturan, yetkin ve objektif bir bilimsel çalışma var mı? O da yok! Peki, neye göre karar veriyor bu insanlar? Kendilerinin ya da partilerinin iç ya da dış politika menfaatlerine göre… ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde karar tek oy farkla Türkiye aleyhine çıkıyor. Yani bir tek üyenin oyu bir ülkeyi, daha da önemlisi bütün nesilleriyle koskoca bir milleti yargılamaya kalkışıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir şey kabul edilebilir mi? Bunu ne hakla yapıyorsunuz, neye dayanarak koskoca bir millete kara çalıyorsunuz? Buna ne hakkınız var? Mesele tarihi bir meselenin açıklığa kavuşması ise biz bütün imkanlarımızla bu işte varız. Gelsinler tarihçiler ortak bir zeminde her türlü vesikayı masaya yatırsınlar, objektif biçimde meseleyi tartışsınlar, hakkıyla değerlendirsinler, çıkan karara da hepimiz saygı gösterelim. Biz bütün arşivlerimizi açıyoruz, varsa onlar da arşivlerini açsınlar. Üçüncü ülkelerde varsa onlar da açsınlar ve bütün bu arşivlerdeki belgeler incelensin ve ondan sonra bu adımı atalım. Yok, hayır, biz sadece lobileri dinleyip karar vereceğiz, her yıl da bunu tekrar edeceğiz diyorsanız, kusura bakmayın sizin kararlarınız bizi bağlamıyor. Türkiye oldubittiyle, baskıyla, diplomasiyi hakkaniyetten uzak karambollere sürükleyerek uzaktan idare edebileceğiniz bir ülke değil… Bu tür ciddiyetsiz girişimlere alet olarak sizler ancak ülkelerinizi ve çatısı altında bulunduğunuz kurumları tartışmalı hale getiriyorsunuz, Türkiye’yi değil… Sizler bu olayın tarafı değilsiniz, eğer bu olayın tarafı varsa Ermenistan’dır, Türkiye’dir. Bugün bütün parlamentoların, bütün politikacıların öncelikli görevi günümüzün kanayan yaralarına acilen çare aramaktır.”

Etiketler

,

Yorum yapın

İsim: (Required)

eMail: (Required)

Website:

Comment: